Araç çubuğuna atla
 Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Zincirlere Bağlı Bir Hayat

Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Zincirlere Bağlı Bir Hayat

Digiqole ad

Tarihsel Olarak

Bağımlı kişilik bozukluğu, Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) tarafından ileri derecede başkalarına bağımlı, onlara boyun eğen bir kişilik olarak kendini belli eden ‘kişilik bozukluğu’ olarak tanımlanmıştır.

Freud ve Abraham Maslow bu bozukluğa sahip kişilikleri, gelişimlerinin oral veya emme evresinde meydana gelen aşırı düşkünlük ve mahremiyet nedenleriyle açıklamışlardır. Maslow’a göre bazı insanlarda her zaman anneye benzeyecek, onlara bakacak ve yardım edecek birisi olacağı inancı baskındır.

Levy, annenin aşırı korumacılığından dolayı aşırı ilgi beklemenin, girişim eksikliğinin ve başkalarından sürekli bir beklenti içinde olunmasının aşırı bağımlılık özelliklerini ortaya çıkardığını görmüştür.

West ve Sheldon’a göreyse bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler bir ilişki kurduklarında bağlandıkları kişiye ya da figüre aşırı derecede bağımlı olurlar.

Genel Bilgiler

Bağımlı kişilikler tek başına karar veremeyen, eylemde bulunamayan, sorumluluk alamayan, bir durum karşısında çaresiz kalan kişilerdir. Bu kişiler yaşlarının gerektirdiği doğal beklentiler karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Karşısındaki insana boyun eğerler ve o kişiden onun yerine karar vermesini beklerler. Etrafında kendisi ile ilgilenen, destek olan, onun yerine karar veren birisi olmazsa kendisini güvensiz ve tedirgin hisseder.

Çocukluk çağında, bağımsız olmayı hem aile tarafından, hem de çevresinde desteklemeyen, farklı yöntemler ve yasaklarla kısıtlayan toplumlarda bağımlı kişilik bozukluğunun çok sık görüldüğü düşünülebilir. Örneğin bizim toplumumuzda çocuklar yürümeye ve konuşmaya başladıkları dönemlerden itibaren kısıtlamalarla karşı karşıya kalırlar. Çocuğun özerk olması, kendi kendine sorumluluk alması büyük ölçüde engellenir. Bunun sonucu olarak da kişi bağımsız hareket edemez ve düşünemez hale gelir. Kendi başına karar alamaz ve girişim yapmasını gerektirecek eylemlerde bulunamaz.

Bağımlı kişilik bozukluğunda reddedilme ve başkaları tarafından terk edilme korkusu sürekli olarak mevcuttur. İlişkilerinde bağımlı olmaya eğilimli oldukları için hoşlarına gitmeyen şeyleri yapmak zorunda kalabilirler. Bağımlı oldukları kişi ile olan ilişkisinde en önemli faktörlerden birisi o kişinin kendisini bırakmamasıdır. Bu yüzden fiziksel, duygusal ve cinsel istismara ve şiddete maruz kalabilirler. Kendilerine olan özgüvenleri düşük olduğu için bağımlı oldukları kişiye her türlü tavizi verebilirler. İlişkide olduğu kişi hayatlarından çıktıklarında ise boşluğa düşerler, yalnız kalamazlar. Bunun sonucu olarak da depresyona girme, madde ve alkol kullanma olasılıkları çok yüksektir. Birisi ile yaşamak bu kişiler için rahatlatıcı olurken karşı taraf için oldukça zorlu olabilir.

Kendilerine iş bulmakta zorlanabilirler. Edilgen ve bağımlı kalmayı tercih ederler, onların yerine başkalarının kendisine iş bulmasını isterler. Aile içindeki küçük işlere yardımcı olmak istemezler. Sorumluluk gerektirmeyen, karar vermesine ve özerk davranışta bulunmasına ihtiyacının olunmadığı iş yerlerinde çalışabilirler ve uyum sağlarlar.

Bağımlı Kişilik Bozukluğuna Farklı Bakış Açıları

Bilişsel: Bağımlılığın düşünce kalıplarından oluştuğunu söyler. Kişi sürekli çaresizliğini belirten düşünceler halindedir ve bu durum özgüven düşüklüğünü yansıtır. Sürekli kendilerine beceriksiz olduklarını, başkasının yardımı olmadan bir işi yapamayacaklarını söylerler.

Psikodinamik: Bağımlılığı, çelişkiler açısından kavramsallaştırır. Kişi kendisine bakılmasını arzular ama aynı zamanda hükmetmek de ister. Bu kafa karışıklığıyla başa çıkmak için de yansıtma ve inkar savunmalarını kullanır.

Davranışsal: Bu görüşe göre insanlar ödüllendirileceklerini düşündükleri için bağımlı davranışlar gösterirler. Pekiştirme bağımlı davranışın gelişmesine olanak sağlar.

Toplumda Görülme Sıklığı

Kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla görülür. Psikiyatrik hastaların % 20′ sinde, tüm kişilik bozukluklarının % 2.5′ inde bu bozukluğun gözüktüğü belirlenmiştir. Küçük çocuklarda büyük çocuklara göre görülme oranı daha fazladır ve fiziksel engeli olan çocuklarda daha yaygındır. Ama unutulmamalıdır ki ergen ve çocuklarda bağımlı davranış yaşam dönemleri açısından normal olduğu için tanı koyarken dikkatli olmak gerekir.

Düşünce Yapıları, Hissettikleri ve Davranışları Nasıldır?

Temel şemaları tümüyle çaresiz olduklarına yöneliktir. Diğerlerini destekleyici, yanlarına sığınabileceği insanlar olarak görürler ve böyle birisini bulurlarsa günlük işlevlerini yerine getirebilirler.

‘Başka birisi olmadan yaşayamam’, ‘Terk edilmemem lazım’, ‘Başka insanlara muhtacım’ gibi işlevsel olmayan düşünceler içerisindedirler. Bu durum da onları ‘Kimseyi kızdırma, boyun eğ’, ‘Olabildiğince ilişkini yakın tut’ tarzı düşüncelere ve davranışlara yönlendirir.

Reddedilme ve terk edilme temel korkuları haline gelmiştir. Bunun sonucu olarak da ilişki bulduklarında özgürlüklerinden ve girişimciliklerinden vazgeçerler.

Bağımlı Kişilik Bozukluğuna Sahip Bireylere Nasıl Yaklaşılmalıdır?

Patolojilerinin ağırlık derecesi fark etmeden saygıyla davranılması gerekmektedir. Bu bozukluğa sahip çoğu kişi çoğunlukla kişilik özelliklerini sevmediği ve depresyon, anksiyete gibi sorunlara da sahip olduğu için tedavi olmak isterler. Bu durumda yapılması gereken onları her koşulda desteklemek ve yanlarında olmaktır.

Belirtileri

DSM-V Tanı Kriterleri

Aşağıdakilerden en az beşi ile belirli, boyun eğici, yapışkan davranışlara ve ayrılma korkularına yol açan, ilgilenilme gereksinimi ile giden yaygın bir örüntünün varlığını gerektirir.

  •     Başkalarından güvence almadıkça karar vermekte güçlük çekerler.
  •     Kendisinin yerine başkasının sorumluluk almasına gereksinimi vardır.
  •     Aynı görüşte olmadığını söylemekte güçlük çeker.
  •     Kendi başına bir işe karışmakta güçlük çeker.
  •     Başkalarının desteğini almak için oldukça aşırı uçlara gider.
  •     Tek başına kaldığında çaresiz hisseder.
  •     İvedilikle ilişki arayışına girer.
  •     Tek başına kalacağı korkusu ile uğraşıp durur.

Ayırıcı ve Eşlik Eden Tanılar

Bu bağımlılık özellikleri birçok bozuklukta bulunur. Bu durum da ayırıcı tanı koymayı zorlaştırır. Bağımlı olma özelliği, histrionik ve borderline kişilik bozukluğunda da gözükür. Bunlardan farklı olarak bağımlı kişilik bozukluğuna sahip bireyler kalıcı bir ilişki durumu gösterirler. Diğer bozukluklarda bu durum nadirdir. Ayrıca bağımlı kişilik bozukluğuyla birlikte majör depresyonun ve kronik anksiyetenin de görülebileceği belirlenmiştir.

DSM-V Tanı Kriterlerine Göre Sorulabilecek Sorular
  • Başkalarından öğüt ya da güvence almadıkça, ne yiyeceğiniz ya da giyeceğiniz gibi gündelik kararları almakta güçlük çekiyor musunuz?
  • Nerede yaşayacağınız, ne işle uğraşacağınız ve kime arkadaşça yaklaşacağınız gibi önemli yaşam kararlarında, sizin yerinize bir başkasının sorumluluk almasını seçer misiniz?
  • Size katılmayacakları ya da karşı çıkacakları korkusuyla, saygı duyduğunuz kişilere, onlarla aynı görüşte olmadığınızı söylemekte güçlük çeker misiniz?
  • Yeni bir işe başlamakla ilgili olarak kendinize güven duyuyor musunuz
  • Başkalarından bakım ve destek sağlamak için, hoş olmayan işleri yapmaya gönüllü oluyor musunuz ve bu işlerde aşırı uçlara gittiğiniz oluyor mu?
  • Kendinize bakamayacağınıza dair aşırı korkularınız yüzünden rahatsız ya da çaresiz hissediyor musunuz?
  • Yakın bir ilişkiniz sonlandığında aceleyle yeni bir ilişki arayışına girer misiniz?
  • Kendi başınıza kalmaktan korktuğunuz için tek başına bırakılmaktan sık sık kaygılanır mısınız?

Çevrenizde ve kendinizde bu özellikleri sık sık görseniz bile en doğru tanıyı daha önceki yazımda da belirttiğim gibi alanında uzman psikiyatristler ve psikologlar koyar.

Teşhis ve Tedavi

Danışanın kendini tanıtması her zaman güvenilir bilgiler sunmaz çünkü bu bozukluğa sahip olan birey kendini tanıtmaktan, duygu ve düşüncelerini söylemekten kaçınabilir. Ayırıcı ve eşlik eden tanıların dikkatli biçimde belirlenmesi gerekir. Diğer kişilik bozukluklarına göre tedavi süreci daha sorunsuz ilerler ve olumlu sonuçlanır.

Psikodinamik yönelimli bireysel ve grup terapileri, içgörü yönelimli psikoterapi, şema terapisi, girişkenlik eğitimi kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Terapistin desteğiyle danışanın kendine güveni yerine gelebilir ve girişkenliği artabilir.

Kullanılan İlaçlar 

  • Anksiyolitikler: Anksiyete de kullanılır.
  • Benzodiazepinler: Sakinleştiricilerdir, kasları gevşetir ve düşüncelerin hafiflemesine yardımcı olur.
  • Serotonerjik ajanlar: Antideresanlardır.
  • Tofranil:  Depresyon ve duygu-durum bozukluklarının tedavisinde kullanılır.
  • Antidepresanlar

Kaynaklar

https://www.psikonet.com/bagimli-kisilik-bozuklugu_nedir-120.html

    Yakın, D. (2014), Bağımlı Kişilik Örüntüsü ve Terapötik İşbirliği: Şema Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulaması, AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 1(2), 1-13

https://www.adnancoban.com.tr/bagimli-kisilik-bozuklugu

http://www.onlineterapiler.com/bagimli-kisilik-bozuklugu-tedavisi-belirtileri-nedir-nedenleri-kullanilan-ilaclar.html

    Nussbaum, A. (2017) DSM-V Yönelimli Tanısal Görüşme, American Pscyhiatric Publishing, Ankara, Hekimler Yayın Birliği

Digiqole ad

Emre Yalçın

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: