Araç çubuğuna atla
 Uzaktan Çalışma: Koronavirüs Sonrası İş Hayatı

Uzaktan Çalışma: Koronavirüs Sonrası İş Hayatı

Digiqole ad

Birçok yazı gibi bu yazı da “Çin’in Wuhan kentinden çıkan sonra dünyaya yayılan virüsün Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi kabul edilmesiyle…” diye uzayıp gitmeyecek. Benim burada değineceğim şey pandemi sonrası iş hayatı hatta okul hayatımızın uzaktan çalışma deneyimi ardından nasıl şekilleneceğiyle ilgili olacak.

Uzaktan Çalışma

Dördüncü Endüstri Devrimi ile aslında gelecek için birçok yeni iş yapış şekli gelişecek ve mevcut olanlar da değişecek diye otoritelerce bir öngörü söz konusuydu. Haftalık çalışma saatlerinin kısalacağı, evden çalışmanın artacağı gibi öngörülerdi bunlar. Aslında öngörünün de biraz ötesinde hayata da geçirilmekte bu uygulamalar. Birçok Avrupa ülkesi çalışma saatlerini kısarken aslında ülkemizde de birçok firma uzaktan çalışmaya geçmiş durumda.

Peki pandemi sonrası durum nasıl olacak? Aslında herkesin de merak ettiği soru bu. Birçoğumuz “Bu işler evden de halloluyormuş o kadar trafik çekmeye gerek yok.” diyebilir. Özellikle bu söylem İstanbul şartlarında çok olası ve haklı bir söylem.

İşte bu noktada insan kaynakları ve diğer birimler bazı iş kollarını buna göre uyarlayabilir. Haftanın belli günleri işe gelecek şekilde -yüzü eskitmemekte fayda var- düzenlenlemeye gidilebilir ve verimliliği artırabilir. Verimliliği artırabilir diyorum çünkü bu sürecin daha da uzayacağını varsayarsak ya da hemen şu an bitse bile psikolojik olarak buna hazır olmayacağımız için (toplu taşıma kullanma, kalabalık çalışma ortamı gibi) ister istemez çalışanların ayakları geri geri gidecektir.

Bunun için muazzam örnekler aramaya gerek yok. Hepimiz öğrenci olduk ve üç aylık koca tatilin ardından okula alışmamız bir hayli uzun sürüyordu ve motivasyonumuza etki ediyordu. Özellikle de işlerimizin uzaktan ve iş yerine gitmeden de hallolacağını bildiğimiz ve deneyimlediğimiz noktada motive olmak gerçek anlamda zor olacaktır. Bunun da verimliliğe etki edeceğini düşünmek için çok da üzerinde durmaya gerek yok diye umuyorum.

Peki iş yeri buna hazır değilse?

İş hayatı içerisinde motive olmak -özellikle iç motivasyonu düşük bireyler için- bir hayli zor. Herkesin eve tıkılıp kaldığı ve uzaktan çalışılabildiğini öğrendiği bu dönemde iş ortamına döndükten sonra motivasyon olarak toparlanmasının güç olabileceğini belirtmiştik. Bazı işler bu iş için gerçek anlamda uygun olabilir fakat bazı işler bu iş için ciddi manada uygun olmayabilir. Uygunluğu tartışmak ise insan kaynakları ve ilgili departmanların yöneticilerine düşer. Peki iş yeri buna ne gibi çözümler üretmeli? Özellikle Zoom, Adobe Connect, Hangouts gibi çoklu görüşebildiğimiz programlar sayesinde kısa ve hızlı toplantılar yapabileceğimizi de düşünürsek.

Tabii buna birçok alternatif getirilebilir. Bu kişiden kişiye değişeceği gibi iş yerinin imkanlarına göre de değişiklik gösterebilir.

  • Pandemi sonrası haftada kademeli azalacak şekilde evden çalışmaya izin verilebilir. (İlk hafta rapor vermek, süreci değerlendirmek için haftanın bir günü gelmesi uygun olabilir gibi.)
  • Evden çalışmanın devamlılığı sağlanabilir. (Cuma ve pazartesi günleri evden çalışma günü ilan edilip cuma akşamları trafik yoğunluğundan ve pazartesi sendromundan işçiyi kurtarabiliriz.)
  • Çalışma saatlerinde aktiviteler gerçekleştirilip motivasyonu yükseltebilir, kötü bir dönemin izlerini çalışanlarınızın iş ortamında atmasını sağlayabilirsiniz.
  • Çalışanlarınıza psikolojik destek sağlayabilirsiniz.
  • Ek yan haklar sağlayıp (spor ödeneği gibi) evde kaldığı günlerin acısını spor salonlarında atmasını sağlayabilirsiniz. (Sanırım uygun tatil paketi sunmak biraz daha motive edecektir.)
  • Çalışan hedeflerini tekrardan düzenleyip (bütünü daha küçük parçalar halinde gerçekleştirmesi şeklinde) her kademede ödüllendirebilirsiniz. (Bir ay boyunca işe tam vaktinde geldiği için 100 ₺’lik hediye çeki bile mutlu edebilir.)

Bu saydıklarım -bir profesyonel olmadığım da göz önüne alınırsa- bir fikir, bir ışık olabilir ve imkanlar ve şartlar el verdiğince geliştirilebilir. Önemli olan çalışan mutluluğudur. Her birimizin bildiği gibi iç müşteri mutlu ve memnun olduğu takdirde dış müşteri mutlu ve memnun olacaktır.

Özetle

İçinde bulunduğumuz dönem bize gösterdi ki aslında belli başlı eğitim programları için dahi okula gitmeye gerek yokmuş. Bir yüksek lisans öğrencisi olarak günümün her saniyesinin değerli olduğunu bu zamanda anladım. Okula gitmek ve evime dönmek için harcadığım ortalama 2 buçuk saatin yerine dünyaları sığdırabileceğimi gördüm. Gereksiz erken biten ya da fazlasıyla uzun süren ders aralarından bahsetmiyorum bile. Vakit bu kadar değerliyken ve teknolojinin bu kadar yetebildiğini görmüşken sanırım hayatımızın geri kalanı bu salgının bize gösterdiği bir gerçekle -evden çalışmayla yüzleşeceğimiz anlamına geliyor. Şirketlerimiz bu taleplere ne kadar hazırlıklı ya da hazır olur bilemem fakat benim gözlemlediğim ufukta uzaktan çalışma talepleri olduğudur.

Digiqole ad

Emre Kurtkan

http://kerliferli.blogspot.com/

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme, TR bölümü mezunuyum. Üniversite hayatım boyunca birçok gönüllü ve profesyonel iş deneyimlerim oldu. Bunlardan bazıları; futbolkaravani.com ve blog.decathlon.com.tr. Burada çeşitli yazılar yazdım. Şu anda ise kendi imkanlarımla oluşturduğum Sosyal Enstitü'yü geliştirmek için çalışıyor ve İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Perakendecilik ve Marka Yönetimi Tezli Yüksek Lisans öğrencisi olarak eğitim hayatıma devam ediyorum.

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: