Araç çubuğuna atla
 Kadın ve Erkeğin Maruz Kaldığı “Mobbing” Meselesi

Kadın ve Erkeğin Maruz Kaldığı “Mobbing” Meselesi

Digiqole ad

Kadınların ve erkeklerin iş ve ev hayatında yaşadığı tüm sorunlar ‘mobbing’ yani ‘bezdirme’ adı altında incelenir. Mobbing (işyerinde psikolojik taciz/yıldırma); işyerinde bir ya da daha fazla çalışanın, bir diğer çalışana sürekli ve düzenli psikolojik şiddet içeren tutum ve davranış sürecini içeren mobbing, çalışanlar açısından pek çok mesleki, sağlık ve güvenlik sorununu ortaya çıkartmaktadır. Mobbing kurbanlarının başta ‘ruh sağlığı’ olmak üzere sağlığı bozulmaktadır. Mobbingle karşı karşıya kalanların “onurlu çalışma hakkı” zedelenmekte, işyerlerine bağlılıkları azalmakta ve işten ayrılmaktadırlar. Sağlıklarıyla birlikte temel gelir kaynaklarından da olmaktadırlar.

Tanım işyerinde görülen yıldırma davranışları olarak verilse de evin içinde de aynı şeyler geçerlidir. Bankacılık, oyunculuk, taksicilik, hemşirelik ve ebeveynlik. Birbirinden farklı ama aynı sorunların gözlemlendiği 5 meslek dalı.

Bankacılık memuriyet gibi algılanır. Hem kadın hem erkek için hayat kurtaran, ‘çocuğum meslek sahibi’ diye için rahatlatılacağı mesleklerin başında gelir. Sabah 9 akşam 5 mesai. Tüm gün sayısız insanla muhatap olma, kafanın bin bir şeyle meşgul olması. Görünen iyi ve kötü yanları bunlar. Ebeveyn olunmaya karar verildiğinde ise durum farklıdır. Kadın bankacının doğumdan önce ve sonra toplamda 4 ay ücretli izin hakkı vardır (bu süre bazı durumlara göre uzayabilir, değişim gösterebilir). Üst yönetimce dünyada hala bu durum ‘normallik’ kazanamamıştır. Kadına işe girerken; ‘Çocuğunuz var mı?’ ‘Yakın zamanda çocuk sahibi olmayı düşüyor musunuz?’ soruları yöneltilir. Bu soruların muhatabı sadece kadındır. Burada kadının iş gücünden yararlanılamayacak olması işletmeye bir külfet gözükür, bu külfet duygusu mobbing doğurur. Kadının işi sınırlandırılmaya, iş yerindeki varlığından rahatsız olunmaya başlanır. Kadınlar bu durumu yaşamamak için iş yaşamında vazgeçilmez olmaya çalışır, çok çalışır, bu çalışma bir yıpranma ve karakterde değişim doğurur. ‘Bu kadın da çok hırslı ne gerek var böyle şeylere’ eleştirileri kaçınılmaz olur.

Oyunculuk sektörü yine çok tartışılan meslek gruplarından. Dünyada ve Türkiye’de erkek oyuncuların kadın oyunculardan daha çok maaş alıyor olması gündemde. Bunun için çalışmalar olsa da henüz başarılı olunamadı. Sektör başka tartışmalara da sahip; kadın ve erkeğin öpüşme/sevişme sahnelerinde kadın oyuncunun cüretinin tartışılması, bunun günlerce haber yapılması ama erkek oyuncu sanki orada yokmuş gibi adının hiç anılmaması, iyi ve yakışıklı bir oyuncuya partner olan kadın oyuncunun ‘ne kadar şanslı olduğu’ ile ilgili akıl almaz söylemler. Bunlar tek taraflı ve kadının başarısının, yeteneğinin, azminin baskılandığı durumlar.

Taksicilikte de durum farklı sayılmaz. Erkek taksici yolu bulamazsa ‘Tüh demek ki zor yermiş, adam bile bulamadı’ olur. Kadın taksici yolu bulamazsa ‘Zaten kadın haliyle nasıl bulsun bu yolları nerden bilecek’ olur. Erkek şoför trafikte kavga ettiğinde karşı tarafın hatası, kadın şoför kavga ettiğinde kadının hatası olur.

Erkeklerin de mobbinge maruz kaldığı alanlar elbette var. Hemşirelik ve baletlik bunlardan ikisi. ‘’Kadın işi bu yav erkek adam dediğin yapmaz bunu’’ anlayışının bir sonucu olarak belki de milyonlarca erkeğin ya bu işleri yapması engellendi ya da bu işleri yaparken yaşayacakları mutluluk ellerinden alındı.

Ve ebeveynlik. Anne ve babalık görevleri, bir ailede bunların paylaşımın nasıl olduğu o hanenin içinde belirlenir. Ama toplumsal bir sorundan bahsetmek gerekirse, ataerkil zihniyette doğum yapacak kadının işinden vazgeçmesi gerektiği, çocuğun bakıcı değil anne tarafından bakılma zorunluluğunun dillendirilmesi, erkek mama mı yaparmış bez mi değiştirirmiş diyerek ‘’baba’’ bireye sadece bebeği sevme yükünün bırakılması… Daha birçok sorundan bahsedilebilir.

Kadın her alanda var olmaya çalışma, varlığını kanıtlamaya uğraşma, çektiği acının da kazandığı başarının da görmezden gelinmesini kabullenmek zorunda herkesle her an çatışmaya hazır vaziyette, elinde kalkanlarıyla yaşamaya devam mi edecek? Erkek çoktan değişmesi gereken düzen değişmedi diye yapmak istediği işten, duygularından, tutkularından vazgeçmeye devam mı edecek?

Banka müdürleri doğum izinlerini külfet saymaktan vazgeçecek mi? Dizi yapımcıları erkeğe teslim ettiği hakları kadına da edecek mi, dünyada denkliğin sağlanması mücadelesine katılacaklar mı? Kadın taksi şoförleri yolu bulamadığında ‘’zaten yol zor bir yoldu’’ diyebilecek miyiz? Ebeveynliğin doğurduğu sorumlulukları kadına ve erkeğe eşit pay etmeyi becerebilecek miyiz?

Kendimize soralım. Dünya bile artık düzenin değişmesi gerektiğini bağıra çağıra bize anlatmaya çalışırken biz dünyaya yardımcı olacak mıyız? Yardımcı olmaya köşedeki bankadan, bindiğimiz taksiden, gittiğimiz hastanedeki hemşireden, ve eğer ebeveyn olursak kendimizden başlayacak mıyız?

Digiqole ad

Eylül Uygunoğlu

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: