Araç çubuğuna atla
 Edirne Vakası

Edirne-Vakasi

Edirne Vakası

Digiqole ad

1703 yılında bir şeyhülislamın öldürülerek, bir padişahın da tahttan indirilmesiyle sonuçlanan Edirne Vakası, öncesinde ve sonrasında yaşanılan olaylarla Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Öncelikle hep beraber İmparatorluğun içinde bulunduğu durumu yaklaşık 80 yıl öncesinden okumaya çalışacağız.

II. Osman, yani nam-ı diğer Genç Osman’ın 1622 yılında yeniçeriler tarafından derdest edilerek tahttan indirilmesiyle sonuçlanan olaylara kadar Osmanlı Devletinde, hanedanlığın ve padişahın gerek askerler arasında, gerek ulemada gerekse de halk arasında bir kutsiyeti bulunuyordu. Bu zamana kadar Osmanlı Devletinde bir çok isyan patlak vermişti ancak hiçbiri direkt olarak padişahın şahsına karşı yapılmamıştı. Genç Osman’ın tahttan indirilip, öldürülmesi ile birlikte hanedanlığa karşı duyulan kutsallık büyük hasar gördü.

Genç Osman olayından sonra tahta tekrar çıkarılan 1. Mustafa’nın tahttan tekrar indirilmesi, 1. İbrahim’in tahttan indirilip, öldürülmesi ve 4. Mehmet’in de tahttan indirilmesi ile birlikte padişahlar İstanbul’u kendileri için güvensiz bulmaya başlamıştır.[1] Bu dönemde yeniçerilerin ve ulemanın saray üzerindeki etkisi gözle görülür biçimde artmıştır. Padişahların İstanbul’daki mevcut güvensiz ortamdan kurtulmak için eski başkent olan Edirne’de daha fazla vakit geçirdiklerini görüyoruz. Av düşkünlüğü ile bilinen 4. Mehmet’ten itibaren 2. Süleyman, 2. Ahmet ve 2. Mustafa, saltanatlarının çoğunluğunu Edirne’de geçirmişlerdir. 1650’lerden itibaren yaklaşık 50 yıl boyunca Edirne, imparatorluğun fiili başkenti konumuna getirilmiştir. Bu durumdan en fazla şikayetçi olan kesim ise kuşkusuz İstanbul halkı idi.

Edirne Vakası’nın yaşanmasında etkili olan durumlardan birisi de başarısızlıkla sonuçlanan savaşlar olmuştur. 1683 Viyana bozgunundan itibaren Haçlı ordusu ile kesintisiz bir savaşa giren Osmanlı ordusu girdiği savaşlardan yenilgi ile ayrıldı. Devlet yönetiminde oldukça etkili görünen 2. Mustafa, kendisine Kanuni Sultan Süleyman’ı örnek almaktaydı.[2] Kanuni Sultan Süleyman’ın kazandığı Mohaç Savaşı gibi bir savaş kazanmak isteyen 2. Mustafa, Zenta’da haçlı ordusu tarafından bozguna uğratıldı ve 1699 yılında Karlofça Antlaşması imzalandı. Karlofça ile beraber özellikle Balkanlarda ilk büyük toprak kaybını yaşayan Osmanlı’da 2. Mustafa, inzivaya çekilerek devlet yönetiminde de pasif bir role büründü. Savaşlarda alınan yenilgilerle beraber asker içerisinde özellikle yeniçeriler arasında ar olan huzursuzluklar iyice gün yüzüne çıkar oldu. [3]

İsyanın çıkmasındaki en önemli unsurlardan birisi de kuşkusuz devlet yöentimindeki yolsuzluklar ve adam kayırmacılık olmuştur. İsyanın başrollerinden birisi olan Şeyhülislam Feyzullah efendi, devlet kademelerine kendi adamlarını yerleştirmiş, atama ve kadro bekleyen devlet görevlilerini ise ikinci plana atmıştır. Feyzullah Efendi, İstanbul kadılığı ile Anadolu ve Rumeli kazaskerliği makamlarına kendi oğullarını getirmiş, hatta kendisinden sonra Şeyhülislamlık makamına  en büyük oğlu Fethullah Efendinin getirilmesi için padişahtan yetki bile almıştı. [4] Tüm bu olaylar, yüksek dereceli ulemayı oldukça rahatsız etmiştir. Feyzullah Efendinin saray içerisinde darüssade ağalığı, silahdarlık ve bostancıbaşı gibi yüksek saray görevi yerlerine de kendi adamlarını yerleştirmesi, saray içerisinde de kendisine büyük bir tepki gösterilmesine yol açmıştır.[5] İstanbul’da bu gelişmeler olurken, padişahın Edirne’de zamanının büyük çoğunluğunu avlanmak ile geçirmesi, halkın ve yeniçerilerin padişaha karşı dahi tepki göstermesine neden olmuştur.

Padişaha karşı ilk isyan hareketi Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşanın akrabası Kıblelizade Ali Bey tarafından geldi. Ali Bey, padişahı tahttan indirerek yerine Şehzade Ahmet’i (3. Ahmet) tahta çıkarmaya çalıştı ancak bu isyan kısa sürede bastırıldı ve Ali Bey de katledildi. Bu olayın ardından Şeyhulislam Feyzullah Efendi’nin tavsiyesiyle sadrazamlığa önce Daltaban Mustafa Paşa, sonra Rami Mehmet Paşa getirildi. Rami Mehmet Paşa, Feyzullah Efendinin büyük nüfuzunu kırmak istiyordu. Bu sebeple devlet içerisinde Feyzullah Efendiye karşı ittifak arayışlarına girdi ve bu olay bir hareket haline geldi. [6]

Rami Mehmet Paşa ve Moralı Damat Hasan Paşa’nın desteğiyle harekete geçen cebeciler, gecikmiş ulufelerini almak amacıyla br isyan başlattı (17 Temmuz 1703).[7] Bu isyana kısa süre içinde yeniçeriler ve medrese talebeleri büyük destek verdiler.  Daha sonra neredeyse bütün ulema ve İstanbul halkı da bu isyana destek verdi. İsyanın kısa süre içerisinde halkta, askerde ve devlet yönetiminde etkili hale gelmesini yıllardadır süregelen büyük bir birikmişliğin sonucu olarak okuyabiliriz.

Kısa süre içerisinde İstanbul’da kurulan büyük bi ordu Edirne’ye doğru harekete geçmeye başladı. Amaçları Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin kendilerine verilmesi ve padişahın tahttan indirilmesi idi.

İstanbul’da kontrolü neredeyse ele geçiren isyancılar, Şeyhülislam ve sadrazam olarak kendi adamlarınan iki kişiyi seçtiler. Seçilen iki kişi Padişah ile görüşerek isteklerini bildirmek için yola çıktılarsa da bu haberi alan Şeyhulislam Feyzullah Efendi, iki görevliyi de tutuklatmıştır. İstanbul’daki olayların ve tututlanma olayının haberini alan Padişah 2. Mustafa, Şeyhülislam Feyzullah Efendiyi görevden almıştır ancak bu kararı almada biraz geç kaldığını söyleyebiliriz.

İstanbul’dan hareket eden 60.000 kişilik büyük bir ordunun haberini alan 2. Mustafa, kendi ordusuna da İstanbul’a doğru hareket emri verdi. İmparatorluğun iki ordusu Havsa civarında karşı karşya geldi fakat Edirne ordusu ikna edilerek İstanbul ordusu saflarına katıldı. Böylece yalnız bırakılan 2. Mustafa, tahtı kardeşi 3. Ahmet’e bırakmak zorunda kaldı. 3. Ahmet’in ilk işi devlet yönetimini tekrardan İstanbul’a taşımak oldu. 2. Mustafa ise bir süre Edirne’de kafes hayatı yaşadı ve 5 ay sonra sağlığı bozulup vefat etti.[8]

İsyanın başrolünde yer alan ve işlerin buraya kadar büyümesinde baş sorumlu olan Feyzullah Efendi de 2. Mustafa tarafından Erzurum’a sürülmüştü. Feyzullah Efendi ve büyük oğlu Fethullah Efendi, Erzurum yolunda yakalanarak, yarı çıplak halde İstanbu’da öldürüldü.  Feyzullah Efendinin bütün akrabaları ve ailesi ise Kıbrıs’a sürüldü.

Ordusu başında sefere çıkan son padişah olma özelliği de taşıyan Sultan 2. Mustafa’dan sonra tahta çıkan 3. Ahmet’ten itibaren Osmanlı Padişahları uzunca bir süre İstanbul’dan ayrılmadılar. Devletin merkezi tekrardan İstanbul olmuş, devet yönetiminde ulema sınıfı ve yeniçeriler azımsanmayacak kadar etkili hale gelmişlerdir. Yeniçerilerin devlet içerisindeki gücü, 2. Mahmud’un 1826 yılında yeniçeri ocağını kaldırmasına kadar devam etti.

Edirne Vakası özelinde bir şeyler söylemek gerekirse, devlet içindeki adam kayırmacılığın, liyakatsizliğin, savaşlardaki başarısız sonuçların ve devletin başkenti İstanbul’un ikinci plana atılması sonucu, imparatorluğun askeri, bürokrasi, esnaf ve talebelerini oluşturan sınıflarının oldukça güç bir şeyi başararak bir araya gelmesi ve direkt olarak hanedanlığa karşı bir isyan başlatması olmuştur.

Kaynakça

  1. Özcan Abdülkadir, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Edirne Vakası Maddesi, Erişim 4 Nisan 2020
  2. Özcan Abdülkadir, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Mustafa 2 Maddesi, Erişim 3 Nisan 2020
  3. Mehmet Seyhan Tarşi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Seyyid Feyzullah Efendi Maddesi, Erişim 3 Nisan 2020
  4. https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/
  5. https://www.beyaztarih.com/ansiklopedi/edirne-vakasi
  6. https://tr.wikipedia.org/wiki/Edirne_Vakas%C4%B1

Dipnot

[1] https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/

[2] https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/

[3] https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/

[4] https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/

[5] https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne-vakasi

[6] https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne-vakasi

[7] https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne-vakasi

[8] https://www.wannart.com/edirneyi-yeniden-baskent-yapmak-ve-1703-edirne-vakasi/

Digiqole ad

Abdullah Samet Karaoğlu

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Sosyoloji 3. Sınıf öğrencisiyim. 26 Yaşındayım. Şu anda Altı Nokta Körler Vakfı'nın Proje biriminde görev yapıyorum.

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: